26 Ağustos 2013 Pazartesi

✿ Kitap Eleştirisi: Uçurtma Avcısı: Khaled Hosseini ✿

Bu sabah sekiz buçukta bitirdiğim bu kitabın yorumlarını ve eleştirilerini hemen yazmak istedim:) Öncelikle methini uzun süredir duyduğum bir kitap olduğunu söylemeliyim. Ayrıca bu zamana kadar bir sürü kişide de görmüştüm ancak okumak bu zamana kısmetmiş.:)

*
Bu kitabı edinme hikayemse oldukça şeker:) Kaytan Blog'da okuduğum bir yazı üzerine süper bir kampanyadan haberim olmuş oldu. Sizlere de linkini vereyim, umarım faydalanırsınız: Kitap Okumak İster Misiniz? Bu Kaytan'ın blogundaki yazı, ancak iletişim adreslerini ordan bulabilirsiniz.Ben onun kadar ayrıntılı anlatamayacağım şimdi. Sizin anlayacağınız bu kampanya dahilinde tabir-i caizse beş kuruş ödemeden istediğiniz kitapları ödünç alıp, okuyor sonra da aynı adrese iade ediyorsunuz:) Ben bunu çok sevdim:) Durur muyum? Hayır, hemen başvurdum. Onlar da sağ olsunlar bu garibi ciddiye alıp istediğim kitabı göndermişler.Dürüst olmak gerekirse iki kitap istemiştim: Biri de Kürk Mantolu Madonna idi ama olsun, yine de teşekkürler:)) Ben Bursa'da ailemin yanındayken eşim teslim almış kitabı, ben de bugün bitirdiğim gibi birazdan çıkıp kargoya vereceğim:) Etkinliği çok sevdim, herkes katılmalı bence, ama sadece alıcı değil azıcık da verici olarak :)
*
İşte kargom:)



Evet şimdi gelelim uçurtma avcımıza:) Hayatım boyunca yüz temel eseri de okuyan biri olarak içime işleyen 3 kitap olduğunu söyleyebilirim, içlerine Uçurtma Avcısı da girdi:) Hatta bunları Vikitap'ta bir tartışmaya bile yazmıştım. İlk başlarda sadece iki çocuğun gülümseyen yüzleriyle başlayan kitabın bu kadar derine işleyebileceğini kim tahmin ederdi ki?
-
Hikaye gerçekten kan donduran sahnelere sahip. Hasan ve Emir aynı evde büyüyen biri hizmetkarın diğeri de efendi Ağa'nın oğlu olan iki dost... Çocukluklarının tamamı birbirleriyle oyun oynayıp haylazlık ederek geçen  bu iki genç, bir gün kışın yapılan geleneksel uçurtma turnuvasında Emir'in galip olması için çabalıyor ve yolları da o anda ayrılıyor... Hasan Emir'e en son yendiği uçurtmayı almak daha doğrusu düşen uçurtmayı diğerlerinden önce kapmak için uğraşırken tecavüze uğruyor...Güzel günlerin sonu...Emir'se olup biteni görmesine rağmen bir şey yapmıyor...Bu suçluluk nereye giderse gitsin yakasını bırakmıyor...Hasan'ın Emir'e duyduğu derin sevgi ve bağlılık her fırsatta canını yakıyor... Kitabın sonlarına doğru yani, Ali ve Hasan konağı terk edip köylerine gidince, Baba ve Emir de California'ya gidince ikisinin uzun zamandır görüşmediği zamanlarda, üvey kardeş oldukları ortaya çıkıyor... Hasan yine zulüm altındaki Afgan topraklarında Emir'in evi için direnirken eşiyle can veriyor. Emir ise ikisinin ortak dostu olan Rahim Han'dan bunları öğrendikten sonra Hasan'ın oğlunu aramaya Afganistan'a gidiyor, savaşın ve zulmün ortasına... Zorluklarla bulduğu çocuğu Amerika'ya getirip kendini bir nebze de olsa affettirmeye çabalıyor..
-
İşte insanın içine işleyen romanın hikayesi tam da böyle...Yazarın kalemi sanki sihirliymişçesine o duygu ve durumları çok iyi betimleyip önünüze sunuyor, size de sadece ağlamak kalıyor..
*
Romanın türü sanırım psikolojik roman. Yazar durumları çok iyi betimlemiş. Özellikle yüzlerdeki ifadeleri. Okumuyor, sanki onlarla bir arada yaşıyorsunuz. Uzun süredir polisiye okuyordum, okumaya ara verdiğim iyi oldu, ama okurken sürekli ağladığım için kitabı okuduğuma da biraz pişman oldum...
*
Hasan'ın, tavşandudaklı uçurtma avcımızın basit,kısa, mutlu hayatı...Emir'in zalimliğiyle övünen ikinci yüzüve kalbindeki suçluluk duygusu...Baba'nın ölümsüz hatası ve sonuçları...Ali'nin masumiyeti ve saadeti...Kısaca bu romanda sadece ve sadece iki çocuk yok, babaları, memleketleri, hayatları, savaşlar, kaçış ve zulüm de var...
*
Kitapta aksiyon, macera elbette bütün bunları yaşamış Emir'in ağzından bizlere ulaşıyor bence yeterliydi. Tasvirleri ise gereksiz derecede fazla buldum:(
*
Kitabın dili akıcı, basit ve sade...Afgan kelimelere bayıldım, özellikle de Kaka'ya:)
*
Romanı ilk elime aldığımda kapağında da yazdığı üzere iki çocuk hikayesi dedim, ama konu itibariyle çocukları çok aşan bir roman bu...
*
Kitaptaki olayların sanırım akışı doğru, bu da bana kitapta anlatılanların doğru olabilme olasılığını düşündürdü, sanırım oldukça yüksek...
*
Kitapta bir babanın iki çocuğu üzerindeki etkilerini görüyoruz: Emir'i zalim biri olarak düşünen ve yumuşaklığını, kendine benzemeyişini eleştiren baba sayesinde Emir zalim olmak için adeta çabalıyor...Öte yandan yanında bulunduğu süre içerisinde Hasan'ı kendi oğlundan ayırmayan baba da uzaklaşmasıyla oğlunu tamamen kaybediyor...
*
Kitabın içerisinde barındırdığı sapık seks anlayışlarından bir müddet sonra gına geldi gerçekten...Hatta yorumumda da yazdım, sapıttı iyice diye. Ancak yazar daha sonra normalliğe geri döndü ama bütün bunlar midemi bulandırdı..
*
Ben 90'ların çocuğuyum, savaş falan görmeden büyüdük biz...Ancak şimdi görebiliyorum savaşı...Hem de Emir'in gözlerinden,yaşamamış olsa da kalıntılarından, izlerinden...
*
Kitap için belki bir öneri: Keşke kitap iki bölümden oluşsaydı da Bölüm 1: Emir, Bölüm 2: Hasan konuşsaydı..Gerçi Hasan konuşmazdı, sadece gülümserdi ya neyse:)
*
Kitapta İslam'ın bazı şartlarına bir çocuğun bakış açısından bakılıyor: Örneğin, kurban kesme ayinine. sırf bununla ilgili  bir kitap yazılabilir.
*
Eskiden ben de erkek kardeşimle terasımızda uçurtma uçurmaya uğraşırdım...Bazen de diğer çocuklar şeytan uçurtmalarını sokakta uçururlardı. Kış yapılan uçurtma turnuvaları bana hiç de yabancı gelmedi:) Sadece kışın dondurucu soğukta yapılması garip geldi ?
*
Romandaki tarihsel belirsizlikler yani sürekli geri dönüşler ve ileri gidişler hep bir önceki tarihe bakmama neden oldu, romanın akışına müdahale etti bence:(
*
Bir ara Ali ve Hasan'dan hiç söz edilmedi, onları merak ettim. Keşke arada bir de gözün onları göreydi ya yazar!
*
Kısacası beni benden alan bir Küçük Arı daha. Yok olan hayatlar ve seyre bakan canavarlar...Emir'e bazen çok kızdım, bazen de çok üzüldüm Hasancığa. Ancak Afganistan ve Taliban hakkında benim gibi hiç bir şey bilmeyenler için oldukça bilgilendirici bir kitap olmuş da diyebilirim. Kesinlikle okunmalı, ama olaya fazla duygusal bakılmamalı, yoksa benim gibi iki gün gözleri kan çanağı dolaşılır...

NOT: Okurken mutlaka yanınızda kağıt mendil ya da normal mendil bulundurunuz, zira ağlamamak mümkün değil Ha bir de dostum fazla duygusalsan bu kitaba yaklaşma!




2 yorum:

  1. Çok güzel anlatmışsın kitabı gerçekten kalemine sağlık! ( Ya da klavyene) =)

    Bayağı bi gerilere gittim sayende. Bu arada bunun filmide var biliyorsun değil mi. Gerçi ben filmden romandan aldığım tadı alamamıştım pek.

    Aynı yazardan Bin Muhteşem Güneş'i de okumayı düşünüyor musun? O da çok güzeldi. Hatta bence Uçurtma Avcısı'ndan az biraz daha iyiydi bile diyebilirim.

    Her ne kadar kitabın konusu hüzünlü olsada, insan beğendiği bir kitap hakkında olumlu yazı görünce keyiflenmeden edemiyor. Kitabı beğenmene sevindim gerçekten.

    YanıtlaSil
  2. Doğan'a katılmamak mümkün değil, gerçekten de çok güzel yazmışsın arkadaşım, okuduğum en duygu yüklü kitaplardandı :)

    YanıtlaSil

Fikrini paylaşırsan çok sevinirim:)))