✿ Kitap Eleştirisi : Gizli El : Reşat Nuri Güntekin ✿

13.7.15

Herkese merhaba,

Yepyeni bir haftaya başlıyoruz, enerjiler depolansın hadi kızlar... Evet bu hafta pek çok açıdan önem taşıyan bir hafta, Ramazan ayını uğurluyoruz, Ramazan bayramına kavuşuyoruz. Bu güzel haftanın ilk gününde Kadir Gecesi'nde sizlerle okuduğum son kitabın eleştirilerini hiç vakit kaybetmeden paylaşmak istedim... Hadi başlayalım !
*
Kitabımız kütüphaneden aldığım son serinin en son kitabı ve en sevdiğim yazarlardan Reşat Nuri'ye ait... 142 sayfalık kitabımız İnkılap Yayınları'ndan çıkma...
*
Reşat Nuri'nin tüm eserlerini hiç düşünmeden alıp okuma potansiyelimin olduğu gerçekten de doğru. Bu eserini de yine düşünmeden aldım çünkü pişman olmayacağımdan emindim. Sonunda da yine haklı çıktım ^^


Kitabımızın kapak tasarımları İnkılap Yayınları'nın yazarın diğer tüm eserlerindeki gibi ortak. Önde yazarımızın çeşitli resimlerinden seçilen bir tanesi, arka kapakta da üst paragrafta eserle ilgili üstü kapalı bir bilgilendirme, alt paragrafta da yazarımızın minicik hayatı yer alıyor. Çok klasik ve stil sahibi bence. Ben beğeniyorum kapak tasarımlarını ^^.
*
Kitabımızın konusuna gelecek olursak; Gemlik'de küçük bir maliye memurluğu yapan Şeref Bey'in hayatından kısa bir kesit okuyoruz. Hayatını değiştiren insanlarla tanışması, hayatının gidişatı, evliliği vs. gözler önüne seriliyor. Bizler de hayatını kendi ağzından dinleyerek yaşadıklarına şahit oluyoruz. Kitabın sonlarında da I. Dünya Harbi zamanları ve Şeref beyin gözünden bu harp zamanları da aktarılıyor kısaca.
*
Kitabın arka kapağından pek bir şey anlamasam da sevebileceğim ve severek okuyacağım küçük Anadolu hikayelerinden birine denk geleceğimi biliyordum. Yanılmadım da zira yazarımız Anadolu hakkında öyküler yazan birisi ve bu hikayenin ve kullandığı dil, yazı dili vs. tamamen bana hitap ediyor. Yukarıda da söylediğim gibi zaten en favori yazarlarımdan kendisi :)


Kitabın biçimine biraz değinelim: Ben kütüphaneden edindiğim için bendeki biraz yıpratılmış bir kitaptı ama yine de hiçbir şekilde değerinden kaybetmiyor. Girişte bizleri 'İlk Romanımın Romanı' isimli yazarın kendisinin kaleme aldığı bir yazı karşılıyor, yazar bizlere burada dürüstçe romanın düzeltilen ve müdahale edilen yerleri olduğunu yazarak bunları kimin yaptığını vs. anlatıyor. Zira bu hikaye kısım kısım ilk başlarda Dersaadet Gazetesi'nde yayınlanmaya başlanmış zaman içerisinde ise devlet adamlarına sataşıldığı gerekçesiyle durdurulmuş. Sonrasında da sanırım kitap haline getirilmiş. Malesef gerçekten de roman yarım bırakılmış gibi duruyor ve aslında çok daha kalın bir kitap olabilirmiş hissi yaratıyor. Her neyse. Eserin puntosu büyük denebilecek orta boyutta, her kesimden insanın genç yaşlı demeden rahatlıkla okuyabileceği gibi yani. Kitap başlarında tarihlerle anlatılan bir günce izlenimi uyandırsa da sonrasında geçmişe dönülüyor ve pek fazla ara vermeden akıyor. Kitabın en sonunda ise tekrar tarihli günceye dönülüyor ve kitap tamamlanıyor. En son sayfada ise Reşat Nuri Güntekin'in tüm eserleri listelenmiş haliyle sunuluyor ^^


Hikaye sizleri en başta bir diyalogun ortasında yakalayıp kitap bitene de bırakmıyor. Oldukça akıcı  ve sürükleyici bir eser. Şeref Bey'in duygu ve düşüncelerine odaklansa ve bunları kendisi aktarsa da düşünceler bir romanın akıcılığını kesememiş burada. Çünkü olayların ve düşünce yazılarının süreleri çok iyi ortalanmış. Okurken hiç sıkılmadım diyebilirim.
*
Kitapta sadece son kısımları okurken biraz zorlandım çünkü olayların en büyükleri sona saklanmış ve okurun kitabı bitirmesini zorlaştırmış gibi gözüküyor. Yine de ben kitabın daha uzun olmasını isterdim, sevdiğim bir son olmasına rağmen yarım kaldık :(
*
Kitabın dili aslında gayet anlaşılır sadece yazıldığı zamanın dilini ve eski Türkçeden bazı kelimeler içeriyor. Bu da ben eski kelimeleri çok sevdiğim daha manalı bulduğum için değil sıkıntı yaratmak hoşuma bile gitti denebilir :) Ama eski kelimeler konusunda sanırım sizleri uyarmak zorundayım ^^


Kitabın büyük bölümünde - neredeyse tamamında - canım memleketim Bursa'dan ve Gemlik'den söz edilmesi ve olayların oralarda cereyan etmesine bayıldım, gerçi oralarda doğa ve mekan tasvirini bir parça eksik bulsam da yine de beni mutlu etmek için adı bile yetiyor :) Ancak Şeref bey Gemlik gibi bir cennetten nasıl şikayet edebilir anlayamadım ve çok şımarıkça buldum açıkçası. Gelsin de kendi gibi memur olan Hasibe kardeşini ve çektiklerini, Hisarcık ilçesini bir görsün ondan sonra görüşürüz. Çok şımarık şikayetler bunlar, Gemlik Bursa'nın incilerindendir, neyse ki yakın bir zamanda İstanbul ile Bursa arasındaki derin farkı görüyor ve haline şükredip Gemlik'i bağrına basıyor. Bu arada benim için de İstanbul Bursa arasında çok farklar vardır ve İstanbul o zamankinden çok daha zorludur.
*
Şeref Bey'in kendi anlattıklarından onu tanıdık, gerçekten de yazarımız kişi tasvirlerinde ve iç dünya anlatımında şaheser ortaya çıkarmıştır. Şeref beyi o kadar iyi tanıdık ki hamlelerini bile sezer gibi olduk, bravo!


Kitap oldukça ince, okumanız hatta bir günde bitirmeniz de çok olası. Kısa bir hikaye de diyebiliriz biz buna. Okudukça okuyasınız gelen bir hikaye, bitti diye üzüldüm doğrusu.
*
Reşat Nuri'nin genelde toplum sorunlarıyla ilgilenen ve toplumdaki çarpıklıkları gözler önüne seren bir kalemi olduğundan bu açıdan da Reşat Nuri okumak benim için ayrı keyifli ve önemli. Eminim yaşasaydı o zamanki gibi bu zaman da toplumumuzda var olan problemlere değinir, önlemek ve çözüm bulabilmek ve farkındalık yaratmak için. Gerçekten de kitabın sonlarında yer alan özellikle I. Dünya Harbi zamanında Osmanlı ölür yeni bir millet harekete geçerken oluşan durumları, sorunları, problemleri vs. gözler önüne sererek aslında bir nevi sorun kaynaklarını işaret ediyor. Keşke romandan soğuyup da burada bıraktırılmak zorunda kalmasaydı :(
*
Kitapta her bir karakteri ayrı sevdim, özellikle Şeref Beyi, Seniha'yı, Aziz Paşa'yı ve doktoru. Unutulmaz karakterleriyle aklımda kendilerine yer buldular. Yalnız bir şey dikkatimi çekti: Seniha ve Şeref bey evlenene kadar ortalarda figüran gezinen Adnan'dan daha sonra aynı aile içinde olmalarına rağmen bir daha bahis edilmemiş. Yazarın kısacık da olsa ona da pasajlar yazıp, evin içinde olduğunu hissettirmesi gerekirdi.


Yine kitapta Osmanlı döneminde çarşaf giyen kadınlarla bunu yeni yeni bırakma dönemlerine rast gelen durumlar da vardı, o zamanlar da toplumun üst kısmı sayılanlar çarşafı en erken çıkarıp kendilerini en erken medeniyetçi ve uygar zannedenlermiş. Görüyorsunuz ya, hiçbir şey değişmemiş! Aynı şekilde bu insanlara karşı toplumun bakış açısını da Gemlik halkının gözlerinden görmüş oluyoruz. Bu çarşafın kadınlar üzerindeki olumsuz etkilerini en iyi Seniha'da yansıtmış yazarımız. Şeref'in çarşaflıyken onu yaşlı bir teyze zannetmesi, Seniha'nın çarşaflıyken kendine çektiği setler ve çekingenliğini ikiye katlaması ile onu olduğundan daha büyük gösterip büyük hissetmesine yol açmasıyla, çarşafı çıkardıktan sonra bir çocuk olduğunu hem kendinin hem de çevresinin hissetmesi gibi.


Kısacası, Anadolu gerçekleriyle örülü Anadolu hikayeleri okumak isteyenlere, Reşat Nuri hayranlarına, gizli el kimmiş neymiş merak edenlere, Şeref beyin hayatını merak edenlere, Gemlik ve Bursa ile ilgili bir hikaye okumak isteyenlere, zavallı biz memurların neler çektiklerini okumak isteyenlere, az sayfalı büyük puntolu akıcı kitap arayışında olanlara, Osmanlı döneminde bir takım halkın gözünde dünya savaşının yankılarını merak edenlere, bu sağlam karakterlerle tanışmak isteyenlere, kısa sürede bitirilebilecek kitap arayışında olanlara şiddetle tavsiyemdir. Ancak taşra ve Anadolu hikayelerini sevmiyorsanız, yarım bırakılmış hikayelerden hoşlanmıyorsanız, uzun sayfalı kalın kitaplardan hoşlanıyorsanız bu kitaptan uzak durun derim ben ! ( Aslında bütün Bursalı olanların ve Bursa'da yaşayanların okumasını isterim bu kitabı :)

Kitapla ilgili derin bilgi isteyenler şuraya tıklayabilirsiniz.
*
Kitaba puanım: 5

Daha güzel kitap eleştirilerinde de görüşmek dileğiyle!

*

Takipte Kalın




hasibecengizkarakuzu@gmail.com
Herkese sevgiler, 

HC















You Might Also Like

0 yorum oku / yaz

Fikrini paylaşırsan çok sevinirim:)))