✿ Kitap Elestirisi: Ögretmen - Frank McCourt ✿

20.1.17

Herkese merhaba!

Haftanın son gününden selamlar... Umarım gününüz keyifli geçiyordur, bugün sizlerle okuduğum son kitabın eleştiri ve yorumlarını paylaşmak üzere blogumdayım, hadi hemen başlayalım...

Kütüphaneden aldıklarımı yavaş yavaş bitiriyorum, elimde bir iki kitap ancak kaldı, bu güzellik de kütüphaneden alınanlardan... Hakkında yine çok fazla bilgi sahibi olmadan okudum bu kitabı, öylesine kütüphane raflarını süslüyordu kendisi. İsminin Öğretmen oluşu ve arka kapakta yazılanlar beni okumaya teşvik etti diyebiliriz...
*
Öğretmen, Frank McCourt'un kaleme aldığı bir kitap, 319 sayfa ve Altın Kitaplardan çıkma...


Adının mesleğim olması elbette ki okumam için çok çok etkili oldu, orijinal isminin de buna benzer oluşu ise beni şaşırttı. Kitabın orijinal ismi; Teacher Man. Yani Öğretmen Adam ya da Öğretmen Adamım olarak çeviriyorum ben. Doğrusu çok Amerikanvari diyebilirim, tam da kitaba uygun olmuş, gülümsetti :)


Kitabın ön ve arka kapakları yine bir İrlandalının tercih edebileceği gibi özellikle de McCourt'un; oldukça sade, sönük ve yeşil ile krem rengi... Ön kapakta yazarın bir görselinin yer almasını yine çok sevdim. Başka ne olabilirdi ki zaten ):))? Çok bir albenisi olduğunu düşünmüyorum ama arka kapakta yazan övgüler asıl can alıcı noktası kitabın... Arka kapağı okuduktan sonra bu kitabı muhakkak okumalıyım diyorsunuz çünkü...


Kitabın konusuna geçelim: Bir otobiyografi niteliği taşıyan kitapta, Amerika doğumlu, İrlandalı olan Frank McCourt, zor ve zahmetli babasız çocukluğundan başlayarak büyümesini, Amerika'ya göç etmesini ve orada yine çok çok zor bir yaşantıya ulaşmasını, zor meslek liselerindeki öğretmenliklerini, üniversitelerdeki öğretmenlik hayatını ve çok çok dar olarak da bazı özel ilişkilerini anlatıyor... Frank Mc Court'un hayatının özeti diyebiliriz, ama çoğunlukla öğretmenlik kariyeri ve Amerika'daki yaşantısı üzerinden gidiyor kitap...
*
Kitabın biçimsel özellikleri ise şöyle: Boş bir sayfadan sonra, kitapla ilgili bilgilerin yer aldığı sayfa, kitap-yazar-yayınevi isimli sayfa sonrası, McCourt'un eski hatıra fotoğrafı -yılın öğretmeni seçilen-, atıf ve önsöz ile kitaba giriş yapılıyor. Kitap üç büyük bölümden oluşuyor: Pedagojiye Giden Uzun Bir Yol, Devedikenine Basan Eşek, 205 No'lu Odada Yeniden Doğuş. Kitabın sonunda ise Teşekkür bölümü yer alıyor. Kitapta küçük bir punto tercih edilmiş, tek tip yazı stiliyle birlikte.


Kitabı okumanız için elbette muhakkak öğretmen olmalısınız diye düşünmüyorum ancak bir öğretmen okuduğunda kitabı çok daha iyi anlayabilecek ve kitapla daha iyi bütünleşebilecektir. Benim hayatım boyunca okuduğum en keyifli otobiyografi oldu bu, belki de hiç tanıyamayacağım bir coğrafyadan bir öğretmenin hayatını okudum çünkü. İrlandalılar hakkında çok fazla bilgi sahibi olmasam da aslında Amerika hakkında herkes birkaç fikre sahiptir. O nedenle çok çok yabancılık çekmedim. Öyle samimi bir dille yazılmış ki kitap, sanırsınız size bir arkadaşınız anlatıyor bu hikayeyi... Öyle sıcak, öyle samimi ve bir İrlandalıdan beklenmeyecek kadar sıcakkanlı. Okurken inanılmaz keyif aldım ve samimi söylüyorum bir saniye bile sıkılmadım.


Yalnız kitabı okurken kendime çok çok kızdım, halen kızgınım bu arada. Bu kadar akıcı, samimi, sıcak ve bir arkadaş edasıyla yazılmış ve gündelik hayattaki bildik kelimelerden oluşan bu kitabı nasıl olur da iki haftada bitiremem? Bu bir ironi, gerçekten öyle. Normalde ben ben olsam; bu kitabı iki günde yalayıp yutmam gerekirdi ama nedense bir hafta hasta olduğumu saymazsak iki hafta elimde oradan oraya süründü ve kitap hiç sıkıcı veya akmayıcı olmamasına rağmen kitaba böyle muameleler yapmış oldum. Yani kitaba haksızlık ettim de diyebiliriz.
*
Bölüm adları gerçekten muhteşem, özellikle ikinci ve üçüncü bölüm isimlerine bayıldım. Kitapta yazarın özel ilişkilerini, hatta eşini birkaç defa aldatışını da yazması ekstra samimi olmuş ama hoş olmamış tabi. Yalnız kızından ve eşinden olabildiğince az bahsetmiş, özellikle kızından. Bir çocuğun bir babanın hayatında bu kadar az yer kaplamasına ve kitapta yer bulamamasına üzüldüm, belki yazarın kasıtlı tercihidir ancak yatak maceralarını bile anlatıyorsan bunu hayli hayli anlatman gerekir bence? Üzücü tabi.


Kitapta yazarın genel olarak öğretmenlik kariyeri yer alıyor; öncelikle üniversite okumadığından dolayı küçük mahalle meslek liselerinde küçük öğretmenlik görevleriyle başlıyor, sonrasında bir süre bu çizgide ilerledikten sonra bir üniversite kariyeri ve yine liseye geri dönüş şeklinde gelişiyor hayatı. Dört lise ve bir üniversite adı geçiyor kitapta ve bolca da yaramaz ve işgüzar öğrenci. Yazar, özellikle verdiği İngilizce derslerinden bahsediyor, derslerin nasıl sıradışı hale geldiğinden, öğrencilerle birlikte geçirdikleri güzel dakikalardan ve birlikte gerçekleştirdikleri etkinliklerden. Sonrasında katılmayı benim de sonsuz arzu ettiğim yaratıcı yazarlık derslerinden ve uzmanlık alanı olmayan böyle iki alanda derslerini nasıl işlediğinden söz ediyor. Ancak tüm bunları anlatırken öyle bir yazıyor ki sıkılmak şöyle dursun aslında merak ediyorsunuz. Ben kitaptan bir öğretmen olarak çok şey öğrendim.
*
Kitaptaki samimiyeti çok doğru buldum, sadece birlikte olduğu kadınlardan söz ederken biraz üstünkörü geçse fena olmazdı, hayatına gerçekten etki eden birkaçı hariç tabi, örneğin eşi. Onun dışında her otobiyografide görmek istediğimiz samimiyet dozu bence bu. Böylece okur kendini bir arkadaş gibi görüp yazarı daha çok seviyor, öteki türlü sanki size dışarıdan bir göz olduğunuz sanki daha fazla hissettiriliyormuş gibi oluyor, öyle değil mi?


Kitabın dili gayet günlük bir dil, çevirisini de çok beğendim açıkçası. Uzun ve karmaşık, bolca espri içeren -üstelik Amerikan esprisi- ve ironi, alay, teşbih gibi çeşitli sanatlar içeren cümleler inanılmaz düzenliydi, çeviriye kocaman alkış.
*
Kitapta bir öğretmenle ilgili olabilecek her şey mevcut; ödevler, sınavlar, gıcık idareciler, başarılı idareciler, yardımsever arkadaşlar, yardımcılar, veliler, öğrenciler, düşük memur maaşları, Amerika olsa bile, öğretmenin barınma sorunu, değişen okullar, alışma süreçleri, öğrencilerin alaycı yaklaşımları, ilgisiz, sorunlu öğrenciler, bölünmüş aileler, problem çocuklar, yüksek ders saatleri gibi gibi. Bunları çoğaltabilmek mümkün, bunların halen günümüzde de problem olarak var oluşları çok ironik öyle değil mi? Ve bizlerin halen bunları yaşamamız?


Bu arada yazarla ilgili bir şey söylemeyi unuttum: Angela'nın Külleri okumayı uzun zamandır istediğim bir kitap, görüp görüp bir türlü bulamıyordum, ancak o kitabın Pulitzer Ödüllü yazarının başka bir kitabını okudum. Eh neye niyet neye kısmet lafı tam da buraya. Ancak caydığımı sanmayın, o kitapta hala gözüm var :)) Bir an önce bulup okumak niyetindeyim.
*
Kitapta arka kapakta da yazdığı üzere bir kara mizah elbette var, bolca sistem eleştirisi, İrlanda ve Amerika yorumu, eleştirisi, öğretmenliğe bakış açıları... Yani aslında kitap trajikomik bir kitap, kara mizahı da bolca içeriyor.


Kitapta, o zamanın Amerika'sında var olan tüm göçmenler dolayısıyla kitapta etnik olarak çok fazla çeşitlilik mevcut: Özellikle Kore, Çin, İspanyol, Porto Riko, İtalyan öğrenciler yoğunlukta. Bir dünya seçkisi yer alıyor da diyebiliriz.
*
Kitapta en sevdiğim şey şüphesiz öğrencilerle ilgili olan anılar ve bu çılgınların yaptıkları şeylerdi. Özellikle yemek kitabı orkestrasına bayıldım, bu harika bir fikirdi öğretmen adamım!


Yazarın öğrencilerin kendisiyle hangi konularda ve nasıl dalga geçtiklerini anlatması ise çok büyük bir şeydi bence, çoğu öğretmen böyle şeylerden pek hoşlanmaz, değil ki bunu kitabında dile getirsin. Ancak yazarımız fazlasıyla açık sözlü ve bunu ifade etmekten de geri kalmıyor. Genelde yazarımızla İrlandalı olduğundan ve sürekli ' Dinleyin! Dinliyor musunuz?' demesinden dolayı alay ediliyormuş. Bu kadarla yırttığı için şanslı değil mi sizce de? Özellikle de çok bilmiş Amerikan afacanlarının elinden :)
*
Kitapla ilgili en sevdiğim şeylerden biri de sayfalarının saman sayfa olması. Böyle kitaplar sanki daha fazla tarih kokuyor ve bana daha yakın geliyor.


Benim çok severek okuduğum ve ne yazık ki çok geri planda kalmış olan kitaplardan biri bu. Şimdiye kadar nasıl bu kadar az okunduğunu ve bilindiğini gördükçe üzülüyorum doğrusu, yani en azından kaç tane öğretmen okumuştur bilemiyorum. Kendi mesleğimle ilgili kitaplara daha fazla yönelmeyi düşünüyorum ve bu sadece bir başlangıç diyebiliriz :) Bu blogda öğretmenlikle ilgili çok daha fazla kitap bulabileceksiniz o halde :)


Beş üzerinden yirmi beşi hak eden bir kitap ve arka kapakta da yazdığı üzere her öğretmenin mutlaka okuması gereken kitaplardan biri. Çok sıcak, aşırı samimi ve bizden biri gibi. Hem bir otobiyografi hem de bir örnek kitap gibi, okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum ^^ Uzun zamandır okuduklarım arasından en iyisi, best gibi bir şey yani, en kısa sürede alıp kendi kütüphaneme de bir tane eklemek istiyorum, umarım bu kitap bir gün hak ettiği yere gelir ve bolca okunur :)
*
Kitaba dair yorum ve görüşlerim işte bu şekildeydi, umarım yazımı keyifle okudunuz, yeni yazılarda da görüşelim lütfen! Yazımı beğendiyseniz sosyal medyada paylaşmayı ve blogumu sağ üst köşeden takibe almayı unutmayın :) Eğer beni sosyal medyadan da takip ederseniz yeni yazılarımdan ilk haberdar olanlardan olabilirsiniz...


Takipte Kalın





hasibecengizkarakuzu@gmail.com
Herkese sevgiler, 

H. ♥️

You Might Also Like

0 yorum oku / yaz

Fikrini paylaşırsan çok sevinirim:)))

INSTAGRAM